"Satarız efendim , satarız"Turgut Özal... "Birşeylerine kızıyorduk ama neye" der gibiyim sanki.
1983 seçimlerinde TRT'de nasıl konuşmuştu? Boğaz Köprüsü'nü satmaktan bahsediyordu. Şu sıralar "ülkemi pazarlamakla mükellefim" lafının iticiliğine öfkelenirken, bugünleri çoktan müjdeleyen bir haberdi bu. "Satarız efendim,satarız" diyordu Özal.
"Star 1"
Turgut Özal, 1990'da ABD gezisi sırasında devletten başka hiçbir kurumun televizyon kuramayacağını ama bir kanal kiralayanların Türkiye'de yayın yapabileceğini söyler 8.Cumhurbaşkanı olarak. Bir iki iş adamı ellerinde biriktirdikleri paraları ile"kiralanacak kanal" ararmışçasına kısa sürede bu "aklı alarak" hemen televizyonunu kurar. Adı "Macig box" (sihirli kutu) olur. Kurucuları ise Cem Uzan ve Ahmet Özal'dır. Okuyanları aptal yerine koymayalım ve sebep sonuç ilişkisini kurmayı kendilerine bırakalım.
"1 koyup 3 alırız"
Her ne kadar böyle bir söz sarf etmediği iddia edilse de bu sözün arkasındaki itki Birinci Körfez Savaşı'na (1991) Turgut Özal'ın Türkiye'yi de sokmak istemesiydi. Böylelikle Musul veya Kerkük'te savunmasız kalan petrol yataklarını Irak' işgal eden güçlerden biri olarak ele geçirebilirdi Türkiye. Savaşa girmemiş olmanın kazancını bugün Irak sokaklarında patlayan canlı bombalardan, patlayıcı yüklü araçlardan, İslamî terör örgütlerinin sivilleri katletmek suretiyle verdikleri gözdağından anlayabiliyor olsak da halihazırda savaştan nemalanmak istemenin vicdanımızda yaratacağı huzursuzluğa öncelikle dikkat çekmek gerekir.
Sonra yine bu retrospektife döneriz. Şimdilik hatırlamak kâfi.
"Benim memurum işini bilir, anayasayı bir kere delmekle birşey olmaz, onu küçük Turgut'a anlatın " gibi vecizleri bilmez değiliz.