24 Şubat 2009 Salı

Mehmet Ali Şahin


Adalet ve Kalkınma Partisi’nin vitrinindeki isimlerden biridir Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin. Yanılmıyorsak 1994'te Refah Partisi’ndenİstanbul’da Fatih Belediye Başkanı olmuşluğu da var . Sık sık demeç verir, adını duyurur, ismi çokça geçer basında. Mesela yakın tarihten uzağa birkaç sözünü hatırlayalım:

İhaleye fesat karıştırma, tehdit, adam yaralama, yağma suçundan tutuklanmış belediye başkanı hakkındaki fikirlerini belirtirken:
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, vekalet verdiği ortaya çıkan yolsuzluktan tutuklanan Akfırat Belediye eski Başkanı Hilmi Yıldız’ın “tanıdığı kadarıyla çalışkan ve dürüst birisi” olduğu söyledi. Bahis konusu belediye başkanı dürüst, yetenekli, çalışkan bir belediye başkanı olarak, daha önceden tanıdığım bir arkadaşımdır. Akfırat’ta da ondan başkasını tanımam” dedi.
24.02.2009
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=923238&Date=24.02.2009&CategoryID=77

Bizle zıtlaşan belediye projesini bize kabul ettiremez, sözüyle “adaleti” tezahür ettirirken:
Hükümetimizle kavga eden, zıtlaşan yerel yönetimler her projelerini Ankara’dan geçiremiyor. Maalesef bu Türkiye’nin gerçeği. O nedenle halkıyla barışık, hükümetiyle barışık, devletiyle barışık mahalli yöneticiler işbaşında olursa bizim sorunlarımız daha çok çözülür.”
23.02.2009
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=923059

Bir ucu Türkiye’ye dayanan Almanya’daki Deniz Feneri davasıyla alâkalı “bana ne ya” diyerek konuya olan ilgisini gösterirken:
“Almanya’da dernek yöneticileri suiistimal yapmış. 'Bunun nedeni sizsiniz’ deniyor. Bana ne yav. Bana ne Almanya’daki bir derneğin, Alman kanunlarına göre kurulmuş bir derneğin yöneticileri yanlış yapmışlarsa, yargılanmışlarsa benim iktidarımdan buna ne?"
01.10.2008
http://haber.vatanim.com.tr/haberdetay.asp?Newsid=201364&Categoryid=9

Sağ salim evine kavuşmuş rehin erlerin, esaretten kurtulmalarından dolayı keyfi kaçarken:
Hakkari Dağlıca'daki 12 askerin şehit edildiği PKK saldırısında esir edilen sekiz askerin serbest bırakılmasına Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'den ilginç bir yorum geldi: "Sekiz askerin terör örgütünün eline geçmesinden üzüntü duydum. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hiçbir mensubu bu duruma düşmemeliydi. Kurtulmuş olmalarından fazla sevinç duymadım."
5.11.2007
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=237924

13 Şubat 2009 Cuma

Filler ve çimenler

Şu güne kadar ülkenin tarihine ne şekilde geçeceği kestirilemeyen Ergenekon davasına bu sayfalarda değinmek gereksizdi. Zira her gün ve neredeyse her saat binlerce haber farklı kanaldan önümüze yığılıyor ve zayıf belleklerimize rağmen kolay unutulacak gibi görünmüyor. Bu kadar bilgi kafaları karıştırsa da pekiştirilmiş olduğundan unutulmaz sanırım.
Ancak arada bulmacanın bir kaç karesi içine yazılıp geçilmiş ama şifreli kelimenin önemli harflerine sahip başka kelimeler var.
Mukaddes Eruygur, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan, daha sonra sağlık sebepleri dolayısıyla tahliye edilerek hastaneye kaldırılan Emekli Orgeneral, Jandarma Genel Komutanı (ve Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı) Şener Eruygur'un eşi. 10 Şubat 2009 tarihinde Zaman ve Star gazetelerinde yayınlanan bir ses kaydına göre GATA Beyin Cerrahisi Servis Şefi Kıdemli Albay Nusret Demircan'la aralarında şu diyaloglar geçiyor:
Nusret Demircan: Siz avukatla görüşün.
Mukaddes Eruygur: Ama bizim avukat beni dinlemiyor ya da ben anlamadım.
Nusret Demircan: Evet, görüşecekti o? Şimdi biz bu işin yatarak şeyini tam olarak çözemedik. O yüzden hastanede şu anda yatıyor gözükecek. Yine tedavisi devam edecek. Yine canı istediği zaman gidecek, yatış yapılacak, bir şey olursa burada olacak, bizim amacımız oydu... En son yorumu son durum olarak biz ne yapalım? Burada mı tutalım, haftalık mı yapalım, aylık, iki ayda bir ya da ayda bir 3-5 doktora müşahade yapıp... Ya da anında taburcu verebilirim. (...) buradan çıktığınız anda tekrar aynı şeyleri yaşayacağınız korkusu var.Burayı daha emniyetli daha şey buluyorum.
Ve aynı ses kayıtlarında yine Mukaddes Eruygur'a ait olduğu iddia edilen bir başka vahamet :
"Şimdu bu Zekeriya Öz 13. Mahkemede. İtirazlarımızı bunlar kapatıyor. 12. Ve 14. Mahkemeler bizdenmiş. Ankara Barosu, İstanbul Barosu, İzmir Barosu hazırız biz dediler. Teşekkür ettik herkese ama bir ceza profesörü, anayasa profesörü birisi ceza profesörü. Sinan Aygün nasıl çıktı dedim. Sinan Aygün'ün yanında Hisarcıklıoğlu vardı dedi. Sizin arkanız nerde arkanız dedi bana."
Mukaddes Eruygur'un, bir iddia olarak değerlendirilen bu sözleri sahiplendiğini belirtelim. http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=179045
Tüm bunlardan bazı devlet ricalinin kendine göre resmi kayıtları şekilllendirebileceğine, yargıyı, adalet sistemini kendi aralarında üleştirebileceklerine dair bir kanıt elde edip etmediğimizi bilemiyoruz. Ama başta belirttiğim üzere unutulmamak üzere kayda geçirilmesi gerektiği de şüphe götürmez bir gerçek olsa gerek.